| Başlık | Ukrayna vatandaşı eşin sahibi bulunduğu Ukrayna'daki gayrimenkulün satılmasından elde edilen kazancın vergilendirilmesi. | |||||||||||||||||||||
| Tarih | 09/11/2015 |
|||||||||||||||||||||
| Sayı | 62030549-120[MÜK.80-2014/627]-92697 | |||||||||||||||||||||
İlgide kayıtlı özelge talep formunda, Ukrayna vatandaşı eşiniz adına kayıtlı Ukrayna'da bulunan gayrimenkulün satılması halinde gerek şahsınız gerekse eşiniz hesabına gelecek havale nedeniyle vergisel yükümlülüğünüz bulunup bulunmadığı hususunda Başkanlığımız görüşü sorulmaktadır. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 3 ve 4 üncü maddelerinde tam mükellefiyet, 6 ncı maddesinde ise dar mükellefiyet esası düzenlenmiş olup, adı geçen Kanunun 3 üncü maddesinde, Türkiye'de yerleşmiş olan gerçek kişilerin, Türkiye içinde ve dışında elde ettikleri kazanç ve iratların tamamı üzerinden vergilendirilecekleri hüküm altına alınmış, 4 üncü maddesinde de; "Aşağıda yazılı kimseler Türkiye'de yerleşmiş sayılır. 1. İkametgâhı Türkiye'de bulunanlar (İkametgâh, Kanunu Medeninin 19 uncu ve müteakip maddelerinde yazılı olan yerlerdir); 2. Bir takvim yılı içinde Türkiye'de devamlı olarak altı aydan fazla oturanlar (Geçici ayrılmalar Türkiye'de oturma süresini kesmez.)? 6 ncı maddesinde ise; " Türkiye'de yerleşmiş olmayan gerçek kişiler sadece Türkiye'de elde ettikleri kazanç ve iratlar üzerinden vergilendirilirler." hükümlerine yer verilmiştir. Gelir Vergisi Kanununda "Türkiye'de yerleşme" , ikametgâh ve oturma süresi olarak iki ayrı esasa göre belirlenmiştir. İkametgâh esasında yerleşmenin tespitinde; ikametgâhı Türkiye'de bulunanlar yerleşmiş sayıldığından bunların tam mükellefiyete tabi olmaları yönünden başkaca hiçbir şart aranmayacaktır. Anılan maddenin parantez içi hükmünde ise, ikametgâhın Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre tespit edileceği belirtilmiştir. Diğer taraftan, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 19 uncu maddesinde; "Yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir. Bir kimsenin aynı zamanda birden çok yerleşim yeri olamaz." hükmü yer almaktadır. Oturma süresi esasında yerleşmenin tespitinde ise; Türkiye'de bir takvim yılı içinde 6 aydan fazla oturanlar Türkiye'de yerleşmiş sayılır. Gelir Vergisi Kanununun "Yerleşme sayılmayan haller" başlıklı 5 inci maddesinde yazılı yabancılar hariç olmak üzere bir kimsenin ikametgahının, Türkiye dışında olduğu kesinlikle belli olsa bile, bir takvim yılı içinde Türkiye'de altı aydan fazla oturması, tam mükellefiyet esasında vergilendirilmesi için yeterlidir. Mezkur Kanunun Mükerrer 80 inci maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinde; "... 6. İktisap şekli ne olursa olsun (ivazsız olarak iktisap edilenler hariç) 70 inci maddenin birinci fıkrasının (1), (2), (4) ve (7) numaralı bentlerinde yazılı mal (gerçek usulde vergiye tabi çiftçilerin zirai istihsalde kullandıkları gayrimenkuller dahil) ve hakların, iktisap tarihinden başlayarak beş yıl içinde elden çıkarılmasından doğan kazançlar (Kooperatiflerin ortaklarına bu sıfatları dolayısıyla tahsis ettikleri gayrimenkulleri tahsis tarihinde ortak tarafından satın alınmış sayılır.) Bu maddede geçen "elden çıkarma" deyiminin, yukarıda yazılı mal ve hakların satılması, bir ivaz karşılığında devir ve temliki, trampa edilmesi, takası, kamulaştırılması, devletleştirilmesi, ticaret şirketlerine sermaye olarak konulmasını ifade eder. ..." hükmüne yer verilmiş olup, madde uyarınca bir takvim yılında elde edilen değer artışı kazancının, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılmasından sağlananlar hariç, (2014 yılı için) 9.700-TL'si gelir vergisinden müstesna tutulmaktadır. Ayrıca anılan Kanunun Geçici 71 inci maddesinde, "Bu Kanunun mükerrer 80 inci maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin uygulanmasına ilişkin olarak, 70 inci maddenin birinci fıkrasının (1), (2), (4) ve (7) numaralı bentlerinde sayılan ve 1/1/2007 tarihinden önce iktisap edilmiş olan mal (gerçek usulde vergilendirilen çiftçilerin zirai istihsalde kullandıkları gayrimenkuller dahil) ve hakların elden çıkarılmasından doğan kazançların vergilendirilmesinde dört yıllık süre esas alınır." hükmü yer almaktadır. Bu itibarla; üç yıla yakın bir süredir Türkiye'de ikamet etmekte olduğu belirtilen, eş …'nin Türkiye'de tam mükellef olarak değerlendirilecek olması nedeniyle, Türkiye içinde ve dışında elde ettiği kazanç ve iratların tamamı üzerinden Türkiye'de gelir vergisine tabi olması gerekmekte olup; ancak, satışa konu edilecek Ukrayna'daki gayrimenkulün, 2003 yılında adı geçen tarafından iktisap edildiği ve iktisap tarihi üzerinden de, 4 (dört) yıllık sürenin geçtiği anlaşıldığından, söz konusu gayrimenkulün elden çıkarılmasına bağlı olarak, iç mevzuatımız itibarıyla değer artışı kazancı yönünden beyanname verilmesine gerek bulunmamaktadır. Diğer taraftan, "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti İle Ukrayna Hükümeti Arasında Gelir Ve Servet Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşması" 01.01.1999 tarihinden itibaren uygulanmaya başlanmıştır. Söz konusu anlaşmanın "Sermaye Değer Artış Kazançları"na ilişkin 13 üncü maddesinin 1 inci fıkrasında "Bir Akit Devlet mukimince, diğer Akit Devlette yer alan ve 6 ncı maddede belirtilen gayrimenkul varlıkların elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar, bu diğer Devlette vergilendirilebilir." hükmü yer almaktadır. Bu fıkra uyarınca, eş …'nin Ukrayna'daki gayrimenkulünden elde ettiği gelirin vergilendirme hakkı Ukrayna'ya aittir. Öte yandan, Türkiye'nin de, anılan şahsın Türkiye'de mukim olması nedeniyle elde ettiği tüm dünya gelirleri üzerinden vergi alma hakkı bulunmaktadır. Ancak, Ukrayna'daki gayrimenkulün satışından elde edilen gelir iç mevzuatımız uyarınca beyan edilmeyeceğinden ve vergilendirilmeyeceğinden dolayı, ortaya bir çifte vergilendirme çıkmayacak olup, anlaşmanın "Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi" başlıklı 23 üncü maddesi uyarınca mahsup yoluyla giderilebilecek bir husus da oluşmayacaktır. Bilgi edinilmesi ve gereğini rica ederim.
(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir. |
||||||||||||||||||||||